webmasterci.com Türk Webmaster Forumu
FORUMDApaylas.com
5 Mart 2009 Perşembe
1 Mart 2009 Pazar
18 Şubat 2009 Çarşamba
17 Şubat 2009 Salı
Yaygın Batıl İnançlar

Batıl inançlar arasında merdiven altında yürümek, ayna kırmak ve siyah kedi en bilinenleri.
İnsanların çoğu iyi ya da kötü şans belirtilerine göre hareket ederek, kötü şansla karşılaşmamak için tedbirli davranmaya çalışıyor.
Ülkemizde en yaygın batıl inançlar
Evlenecek kızlarla ilgili batıl inançlar:Eskiden bir genç kızın evlenebilmesinin kısmetinin açıklığıyla ilgili olduğuna inanılırdı. İşte bu yüzden genç kızlarımız evlenmek için şu inanışlara göre hareket ederlerdi:
Gelin ayakkabısının altına ismini yazmak
Kına gecesinde çıkarılan duvağı kısmeti kapalı olan kızın başına takmak
Gelin evden giderken arkada kalan evlenmemiş kızlar süpürsün diye süpürge bırakmak
Düğün gecesi gelinle birlikte yatmak
Gelin duvağından gelin teli koparmak
Geline kına yakıldıktan sonra kalan kınayı evlenmemiş kızlara yakmak
Nişan yüzüklerinin kurdelesinden bir parça alan kızın kısmetinin açılacağına inanılır.
devamı
devamı
15 Şubat 2009 Pazar
PİS SİYASET! ANKARA’DA ÜNLÜ BİR BELEDİYE BAŞKANI’NIN SEKS KASETİ DAĞITILIYOR!

Yaklaşan yerel seçimler siyasi tansiyonu iyice yükseltti. Yerel seçimlerde yükselen bu yüksek tansiyon sonunda Ankara’ya da sıçradı. Ankara’yı sarsan olay şöyle gelişti;
Son bir hafta içinde bazı ünlü gazeteci ve tanınmış internet sitelerine kimliği belirsiz kişiler tarafından bir kaset gönderildi. Söz konusu kasette; Ankara’nın AKP’li ünlü bir belediye başkanı’nın evli sekreteri ile çekilmiş porno görüntüleri olduğu belirtiliyor.
NEDEN YAYINLAMIYORSUNUZ?
Kaseti yaymaya çalışan kimliği belirsiz kişiler aynı zamanda gazetecileri telefonla arayarak “Bu kasetin haber değeri yok mu? Bu belediye başkanına oy veren seçmenlerin kimlere oy verdiklerini öğrenme hakkı yok mu? Kabahati yapanları korumak, masum olanların hakkını gasp etmek değil midir?” şeklinde etkilemeye çalışıyorlar.
Turktime, bu görüntüleri yayıncılık anlayışı olarak yayınlamayı kesinlikle uygun görmüyor ama ilgili kurumların da kendi iç denetimlerini çalıştırmasının da ahlaki zorunluluk olduğunu hatırlatır. Turktime/Ersin Tokgöz
Genç Parti de Seçimlere Katılmıyor

SHP'den sonra Genç Parti'nin de, kendi istekleri doğrultusunda 29 Mart 2009 Pazar günü yapılacak yerel seçimlere katılmaması YSK tarafından kesinleştirildi.
Genç Parti Genel Sekreteri Mehmet Ali Akgül tarafından Yüksek Seçim Kurulu'na (YSK) yapılan başvuru YSK tarafından kabul edildi ve Genç Parti'nin 29 Mart 2009 Pazar günü yapılacak yerel seçimlere katılmaması kararlaştırıldı.
YSK'nin Genç Parti'nin yerel seçimlere katılmaması ve bileşik oy pusulasından da bu partinin çıkarılmasına ilişkin kararı Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımladı.
Son durumu göre de, SHP'den sonra GP'nin de yerel seçimlere katılmaması sonucu bileşik oy pusulasından çıkarılmaları sonucu seçime katılacak parti sayısı 19'a indi.
-YEREL SEÇİMLERE GİRECEK PARTİLER-
29 Mart 2009 Pazar günü yapılacak yerel seçimlere katılacak siyasi partiler ve bu partilerin bileşik oy pusulasındaki sıraları şöyle:
1. sıra: Anavatan Partisi (Anavatan)
2. sıra: Milliyetçi Hareket Partisi(MHP)
3. sıra: Liberal Demokrat Parti (LDP)
4. sıra: Demokratik Sol Parti (DSP)
5. sıra: Demokratik Toplum Partisi (DTP)
6. sıra: İşçi Partisi (İP)
7. sıra: Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)
8. sıra: Hak ve Özgürlükler Partisi (HAK-PAR)
9. sıra: Büyük Birlik Partisi (BBP)
10. sıra: Barış ve Demokrasi Partisi (BDP)
11. sıra: Millet Partisi (MP)
12. sıra: Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP)
13. sıra: Türkiye Komünist Partisi (TKP)
14. sıra: Demokrat Parti (DP)
15. sıra: Saadet Partisi (SP)
16. sıra: Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP)
17. sıra: Bağımsız Türkiye Partisi (BTP)
18. sıra: Emek Partisi (EP)
19 sıra: Halkın Yükselişi Partisi (HYP)
SHP'den sonra Genç Parti de yerel seçimle SHP'den sonra Genç Parti de yerel seçimlere katılmıyor. Oy pusulasındaki parti sayısı 19'a indi..re katılmıyor. Oy pusulasındaki parti sayısı 19'a indi..
12 Şubat 2009 Perşembe
Aşk öküzü!

Başının güzelliğiyle ve gözlerinin üzerinde, alnında taşıdığı kalp iziyle dikkat çeken buzağının, 14 Şubat Sevgililer Günü yaklaşırken doğması, hayranlık uyandırdı.
Doğanın bu şahanesi için mandıra sahibi Kazunori Yamazaki, ''Friesland buzağılarının beyaz siyah tüylerinin çok çeşitli şekil aldığı hep bilinir.
Ama bu hayvancağızın alnındaki büyük kalp, hep de bembeyaz ve çok belirgin, görülmüş bir şey değil'' dedi.
Kendisi su içti, yarıştığı gence 44 tekila içirdi

Kendisi su içti, yarıştığı gence 44 tekila içirdi
Berlin'de Türk barmen, Alman liseliye tekila yarışı teklif etti ve...
Almanya'nın başkenti Berlin'de bir barda çalışan Aytaç G. (28) 2 yıl önce bara gelen 16 yaşındaki Tom A. adlı liseli gence tekila içme yarışı yapmalarını teklif etti. Teklifi kabul eden Tom, tekila dolu kadehliri ardı ardına yuvarlarken “uyanık” Türk barmen ise kendi kadehine çoğunlukla su koydu.
Liseli genç 44'üncü kadehle yere yığılarak komaya girdi. Bir ay hastanede yaşam mücadelesi verdikten sonra da öldü. Olay Almanya'da büyük yankı yaratırken, genci iddiaya girmesi için teşvik eden 18 ve 21 yaşlarındaki iki kişi de 2008 Kasım ayında zorunlu sosyal hizmet cezasına çarptırıldı.
Alman basınındaki haberlere göre “ölümüne yol açacak şekilde yaralamakla” suçlanan Aytaç G. mahkemede suçlu olduğunu kabul etti. Aytaç G., ayrıca 2005 ve 2007 alkol alması yasalara göre yasak olan 18 yaşın altındaki gençlere 173 kez içki satmakla suçlanıyor.
11 Şubat 2009 Çarşamba
Eşcinsellik nedir nedenleri nelerdir


Zor ve acı dolu bir süreç sonunda oluyor.
Eşcinselliğin uzun yıllar, bir kimlik bozukluğu, hastalık veya sapıklık olarak
algılandığına dikkat çeken CİSED Genel Sekreteri Cinsel Terapist Psk. Gülüm Bacanak; “1974 yılında Amerikan Psikiyatri Birliği ve daha sonra 1992 yılında Avrupalılar (ICD) eşcinselliğin sapıklık/sapkınlık olmadığı kararını almışlar ve bu kavramı hastalık sınıflandırmalarından çıkarmışlar, ancak anormal bir davranış olmadığını söylememişlerdir.
Yani “eşcinsellik normal dışı bir davranıştır, sapkınlık değildir” demişlerdir. Bu nedenle eşcinsellik halkta, politikacılar arasında ve bilim çevrelerinde hala tartışılmaktadır. Çünkü cinsel sapkınlık; cinsel açıdan sağlıklı olmama ve dolayısıyla normal olandan sapma durumudur, yani küçük çocuklara karşı hissedilen cinsel istek, her tür fetişizm, kişinin birlikte olduğu kişinin idrarını içmesi yahut dışkısını yemesi ve tüm bunların cinsel haz uğruna yapılması vb. durumların genel ismidir.
Ruhsal bozukluk veya anormal davranış ise, göreceli kavramlardır. Zira öncelikle normalin tarif edilmesi gerekir. Yaşadığı toplumdaki kişilerin çoğunluğunun değer yargılarını benimseyen ve toplumun geneline uygun davranan birey normal, aykırı hareket eden birey ise anormal olarak adlandırılabilir. Bu açıdan bakıldığında eşcinsellik anormal bir davranış olarak görülebilir.
Ancak ruhsal bozukluk olup olmadığını belirleyen en önemli etken ise; kişinin kendini nasıl hissettiğidir. Eşcinsellerin kendilerini suçlu, huzursuz, yalnız, depresif, sıkıntılı ve gergin hissetmeleri sık rastlanan bir durumdur. Yani ruhuna ve benliğine aykırı olduğu halde eşcinsel eylemlerini sürdürmek zorunda kalmak veya dürtüyü kontrol edememek kişide ruhsal sıkıntı yaratabilir.
Ayrıca eşcinsellik; özgür bir tercihin değil, çocuklukta yaşanan travmaların bir sonucudur.
Bu açıdan baktığımızda da, eşcinsellik ruhsal bir bozukluktur, bir cinsel eğilim
bozukluğudur, bir cinsel kimlik bozukluğudur.” dedi.
“AKLA DAR BLUE JEAN GİYEN ERKEKLER GELİYOR”
Eşcinsellik kavramının birçok farklı eğilimi veya tanımı içinde barındırabildiğini
ifade eden CİSED Başkanı Uzman Psikolojik Danışman Dr. Cem Keçe; “Türkiye’de eşcinsel denince, çoğu kişinin aklına ağır makyajlı şarkıcılar, travestiler, kırıtarak yürüyen ve kadınsı giyinip konuşan, dar blucinli genç erkekler geliyor. Tabi bu durum bir kavram karmaşasını da beraberinde getiriyor: “Travesti ve eşcinselin farkı nedir?” vb. Eşcinsellikle transseksüellik aynı değildir, farklı kavramlardır.
Eşcinsel; kendi cinsine ilgi duyan kişidir.
Biseksüel; her iki cinse de ilgi duyan kişidir.
Heteroseksüel; karşı cinse ilgi duyan kişidir.
Lezbiyen; eşcinsel kadındır. Gay ise; eşcinsel erkektir.
Travesti; kendi biyolojik cinsiyetinden memnun olan ve karşı cinsin giysilerini giymekten hoşlanan kişidir.
Transseksüel ise; kendi biyolojik cinsiyetinden memnun olmayıp karşı cinse geçmek isteyen ya da geçmiş kişidir.
Homofobi; eşcinsellere yönelik kaygı, korkuya da nefret olarak tanımlanabilir.
Efemine ise; türkçede kadınsı anlamındaki kullanılan bir sıfattır ve bir erkeğe ait kadınsı nitelikleri betimlemek için kullanılır. Yani efemine olmak eşcinsellik değildir.” dedi.
EŞCİNSELLİĞİN NEDENLERİ NEDİR?
Eşcinselliğin çoğunlukla zor ve acı dolu bir sürecin sonunda oluşan bir durum
olduğunu ifade eden Dr. Cem Keçe;
“Eşcinselliğin nedenlerini anlamamız çok önemlidir. Çünkü önemli olan
yaygınlaşmasının önlenmesidir.
Eşcinselliğin nedenleri şunlardır: Rol modellerin yanlış alınması, hormonsal bozukluklar, çocukluk döneminde şiddete maruz kalmak, tacize ve tecavüze uğramak, çocuklukta karşı cinsle ilgili yaşanmış kötü bir deneyim, ciddi aile sorunları, aşırı otoriter bir babanın varlığı, baba veya figürlerinin çocuğun hayatında olmaması, aşırı duygusal veya içine kapalı bir yapıya sahip olunması, erken boşalma, iktidarsızlık, vajinismus veya disparoni gibi cinsel işlev bozuklukları nedeniyle yaşanan başarısız ve aşırı sorunlu cinsel deneyimler, genetik yatkınlık, yanlış yetiştirilme yani erkek çocukların kız gibi, kız çocuklarında erkek gibi yetiştirilmesi, ebeveynler başta olmak üzere yakın çevrede eşcinsel eğilimleri olan kişi veya kişilerin modellenmesi ve örnek alınması, kızların daha yumuşak tavırları olan erkekleri, erkeklerin ise daha erkeksi tavırları olan kızları aralarına alma eğilimleri, yazılı ve görsel medyanın eşcinselliği özendirici yayınları, vb. Eşcinsellik ailenin baskısına bir tepki sonucu da meydana gelebilir. Yaptığımız çalışmalarda ve literatür bilgilerinde, sağlıklı ve mutlu bir aile ortamında yetişmiş ve herhangi bir travmaya maruz kalmamış ama eşcinsel bir yaşantı süren bir kişiye hiç rastlamadım. Çünkü eğer bir kişide eşcinsel bir yönelim varsa; mutlaka sağlıksız bir aile yapısı, sorunlu bir
çocukluk ve cinsel travma mutlaka vardır.” dedi.
haberturk

Sex hakkında bilim adanlarının yanlış yorumları ...

Geçmişte seksi yakından inceleyen bilim adamlarının yanlış ve eksik yorumları..
Samuel Auguste Tissot (1728 - 1797)
Vatikanlı fizikçi dönemin en bilinen bilim adamlarından biri. Seks konusunda da birçok araştırması olan Tissot’un muhafazakarlık ötesi olarak değerlendirebileceğimiz araştırma sonucu da oldukça ilginç. Tissot yazdığı kitapta çok mastürbasyon yapan kişilerin beyinlerinin zaman içinde deforme olduğunu ve zihinlerinin mastürbasyondan dolayı hasar gördüğünü iddia ediyor. Kitapta sunduğu saptamalarda bu kişilerin belli bir süreden sonra konuşamaz hale geleceklerini ve en sonunda da akıllarını tamamen yitireceklerini belirtiyor.
Dr. Sylvester Graham (1794 - 1851)
1800′lü yılların adeta bir fikir çöplüğüne dönüşmüş ilk yıllarında seks üzerine kafa yormuş Sylvester Graham isimli bilim adamı, gerçekten altın değerinde bir fikir ortaya atmış. Graham meni olarak da bilinen spermin insan hayatı için oldukça önemli olduğunu ve erkeklerin vücutlarındaki bu sıvıyı kendilerine saklamaları gerektiğini, çok fazla harcamamaları gerektiğini ortaya attı. Bu nedenle yılda 12 kereden fazla seks yapmanın sağlığa büyük zararı olduğunu vurguluyor.
Havelock Ellis (1859 - 1939)
İngiliz seksolog Havelock Ellis de ilginçtir ki hayatı boyunca hiç seks yapmamış fakat konu üzerine oldukça fazla kafa yormuş. Homoseksüellik üzerine açıklamalarda bulunan Ellis, homoseksüelliği bir suç olarak görüyor. 32 yaşında bir lezbiyenle hayatını birleştiren Ellis’in evlendiği güne kadar bakir olduğuna kesin gözüyle bakılıyor. Eşinin lezbiyen olmasından dolayı ölünceye kadar hiç cinsel birliktelik yaşamadığı daolasılıklar dahilinde. Ellis ilk ereksiyonunu da evlendikten sonra eşini duştan çıkarken çıplak bir halde gördüğünde yaşadığını kitabında anlatıyor.
Richard Freiherr von Kraft-Ebing
Alman psikiyatr’ın uzmanlık alanı mazoşizm. Kadın orgazmı üzerine de detaylı araştırmaları bulunan uzmanın esas ilgi alanı sapkınlıklar. Kitabında yer alan bilgilerde, sonu üremeyle noktalanmayan cinsel her türlü birleşmeyi sapıklık olarak değerlendiriyor. Sadece üreme için gerçekleştirilen cinsel birleşmeleri etik ve doğru buluyor. Bunun dışındaki her ilişkiyi tecavüz veya cinsel sapıklık olarak nitelendiriyor. Erkekteki mazoşist duygular için de aynı savunmayı yapıyor. Psikiyatr, “Mazoşist eğilimlerle gerçekleştirilmiş seksin ardından bir doğum olayı gerçekleşiyorsa bu sapıklık değildir” diyor.
Heba Kotb (1967 - ….)
Heba Kotb doğunun en bilinen seksologlarından. Mısırlı Kotb, kadın cinselliği üzerine yoğunlaşmış. Kadınların evlilik öncesinde kendine asla dokunmaması gerektiğini savunan Heba Kotb, evleninceye kadar kadınların temiz ve tabir yerindeyse lekesiz olması gerektiğini vurguluyor.


























